(0212) 287 01 00

Diyabet ve Göz

Diyabet ve GözDiyabet

Diyabet hastalığını mikrosirkülasyonun bozulması sonucu dokuların tahrip olması şeklinde özetleyebiliriz. Mikrosirkülasyonun en önemli olduğu organlardan bir tanesi gözdür ve hastalıkdan kısa veya uzun dönemde mutlaka etkilenir.

Diyabette göz sorunları gelip geçici görme bozukluklarından başlar, çift görmeye, kataraktın erken yaşta olmasına ve kalıcı görme kaybına doğru eğer önlem alınmazsa ilerler. Diyabetlilerde katarakta daha erken yaşlarda rastlıyoruz. Ancak hastanın görmesini etkileyecek başka bir göz sorunu yoksa katarakt ameliyatı sonrasında hasta iyi bir görmeye sahip olmaktadır.

Diyabetik Retinopati: Diyabetli hastada gözün arkasındaki ağ tabakanın (Retina) bozulmasına diyabetik retinopati denir. Gelişmiş ülkelerde dahi 20-65 yaş grubunda önemli körlük nedenlerindendir.Retinadaki küçük damarlardaki tıkanıklıklar ve damar duvarı geçirgenliğinin artması sonucu beslenme bozukluğu gelişir. Bu beslenme bozukluğunun ağırlığına ve yaygınlığına bağlı olarak hastanın görmesi de etkilenir.

Diyabetik retinopati başlıca iki evreye ayrılır. Daha erken evre olan non-proliferatif diyabetik retinopatidir. Bozulan retina damarlarının bir kısmı yer yer daralmalar gösterirken, bir kısmı da genişleyip baloncuklar (mikroanevrizma) oluştururlar. Bu bozulmuş damarlardan kan ve sıvı sızmaya başlar. Böylece retinada ödem ve eksüda denilen birikintiler oluşur. Diyabetik retinopatide ağ tabakadaki kanamalar, sızıntılar ve proliferatif değişiklikler yavaş yavaş ilerler. İyice daralıp tıkanan damarların besleyemediği sahalar oksijensiz ve kansız kaldığı için bozulmaya başlar. Bu sahalarda yelpaze şeklinde yeni anarşik damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve fibrotik zar oluşumları (fibröz proliferasyon) ortaya çıkar. Bundan sonraki dönemde retina fibrotik bağlar tarafından çekilir ve retinal yırtık ve retina dekolmanı meydana gelebilir.

Diyabetik retinopati, erken evrelerde hiçbir şikayete yol açmayabilir. Hasarın olduğu alan görme merkezinden uzaksa hasta ileri devrelerde olmasına rağmen fazla şikayetçi olmaz. Bu nedenle yılda 2-3 defa göz muayenelerinin yapılması oldukça faydalıdır. Bazen görme kaybı yavaş yavaş ilerlediğinden kişi günlük yaşamını etkileyecek derecede görme bozukluğu gelişene kadar farkına varmayabilir.

Diyabetik Retinopati, Laser Tedavisi, Vitrektomi

Retina hasarının tespit edilmesi için OCT (Optik Koherens Tomografi), retina anjiyografisi (FFA, Fundus Fluoressin Anjiyografisi) tetkikleri gerçekleştirilir. Retinada meydana gelmiş kanamalara, anormal damarlara ve sızıntılara bağlı ödemin azaltılması ve hastalığın daha fazla ilerlemesini durdurmak için tetkiklerin yönlendirmesiyle laser tedavisi yapılmaktadır. Laser tedavisi tek başına yeterli gelmez ve faydalı olabilmesi için kan şekeri seviyesinin, vücut tansiyonunun ve HbA

1c seviyesinin istikrarlı bir şekilde iyi olması zorunludur. Laser tedavisine ek olarak ileri evrelere doğru göz içine anti-VEGF (Avastin, Lucentis) tedavisi ile hem retina ödemini azaltmak hem de anarşik damarların söndürülmesini sağlamak mümkün olabilmektedir.

Proliferatif diyabetik retinopatinin ileri evrelerinde vitre (göz jeli) içine kanama olupta geri çekilmediğinde bunları temizlemek için vitrektomi ameliyatı uygulanmalıdır. Vitrektomi yapılmazsa göz tamamen kaybedilir.

Amaç; hastalık ileri aşamalara gelmeden erken dönemlerde tespit edilip küçük tedaviler ile gözü korumak olmalıdır ve bu amaçla hem doktor hem hasta bilinçli olmalı ve birlikte uyum içinde mücadele etmelidirler.