(0212) 287 01 00

Sarı Nokta Hastalığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Günümüz modern toplumlarında insan ömrünün uzamasına bağlı olarak yaşın ilerlemesinden kaynaklanan göz hastalıklarının görülme sıklığında da artış meydana gelmektedir. Sarı nokta hastalığı diğer adıyla yaşa bağlı makula dejenerasyonu  ise bu türden problemlerin başında gelen göz hastalıklarından biri olarak merak konusu olmaktadır. Bu nedenle bu yazıda sarı nokta hastalığı ile ilgili sık sorulan sorular ve cevaplarına yer vereceğiz.

Sarı Nokta Nedir?

Sinir hücrelerinden oluşmuş olan retina tabakasının merkezine sarı nokta (makula) denilmektedir. Retinanın diğer bölgelerine göre daha sarımsı göründüğü için bu adı almıştır.

Sarı Nokta Görmeyi Nasıl Etkiler ?

Sarı nokta, retinanın merkezi görmeden sorumlu bölümüdür.  Tam olarak odaklandığımız / baktığımız objenin görülmesini sağlar. Sarı nokta hastalığının meydana gelmesi durumunda kişi baktığı objelerin merkezini görme problemi yaşar. Bu nedenle sarı nokta hastalığı olanlar özellikle yüzleri seçemezler.

Sarı Nokta Hastalığının Çeşitleri Nelerdir ?

Sarı nokta hastalığının ‘’Kuru Tip’’ ve ‘’Yaş Tip’’ olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Kuru tip, sarı nokta hastalığının en yaygın görünen türüdür. Ancak kuru tip sarı nokta hastalığı ilerlediği takdirde yaş tipe dönüşebilmektedir.

 Yaş tip makula dejenerasyonu, gözün arka tarafındaki kan damarlarının anormal gelişimi sonucu meydana gelerek kan ve sıvı sızıntısına yol açar. Yaş tip makula dejenerasyonu müdahale edilmezse görme kaybı ile sonuçlanmaktadır.

Sarı Nokta Hastalığı Görme Kaybına Neden Olur mu ?

Sarı nokta hastalığında merkezi görme kaybı yaşanır, etraf görme kaybı olmaz. Ancak merkezi görme kaybı da oldukça önemlidir ve kişinin günlük hayatında sıkıntılara yol açar.

Sarı Nokta Hastalığı Neden Olur ?

Sarı nokta hastalığının en sık bilinen nedeni yaşın ilerlemesidir. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak hücrelerin yıpranması sonucu oluşur. Yüksek miyopi, makula bölgesinde enfeksiyon, ilaç kullanımı, genetik, yaralanmalar ve güneş ışınlarına fazla maruz kalma gibi nedenler de yine sarı nokta hastalığının görülmesinde rol oynayan başlıca sebepler arasında gösterilmektedir.

Sarı Nokta Hastalığı Kimlerde Görülür ?

Sarı nokta hastalığı genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görülmektedir. 75 – 85 yaş aralığındaki bireylerde görülme oranı %30’lara varmaktadır.

İkincil risk faktörlerini ise ultraviyole ışınlara maruz kalmış olmak, hipertansiyon ve sağlıksız beslenme gibi nedenler oluşturmaktadır.

Sarı Nokta Hastalığının Belirtileri Nelerdir ?

  • Merkezi görme kaybı (görme alanının merkezinde oluşan karartılar)
  • Renkleri olduğundan daha soluk görme
  • Okurken yazıları bulanık ve bozuk görme
  • Işığın yetersiz gelmesi
  • Gece görüşünde azalma
  • Yüzleri tanımada zorlanma
  • Düz çizgileri kırık / eğri görme
  • Puslu görme

Sarı Nokta Hastalığından Korunmak İçin Ne Gibi Önlemler Alınabilir ?

Risk faktörlerinin azaltılması hastalığı yavaşlatabilmekte ve geciktirebilmektedir. Sarı nokta hastalığından korunmak için alınabilecek başlıca önlemler şunlardır ;

  • Güneşin zararlı ışınlarını engellemek amacıyla koruyucu gözlük kullanmak
  • Sigarayı bırakmak
  • Düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek

Sarı Nokta Hastalığı Tedavi Edilebilir mi ?

Oluşan doku hasarı sinir hücrelerinde meydana geldiği için telafisi olmamaktadır. Bu nedenle sarı nokta hastalığının tedavisinde erken tanı çok önemlidir. Sarı nokta hastalığına erken müdahale edildiği takdirde mevcut görmeyi korumak mümkündür. Aksi takdirde kuru tip sarı nokta hastalığının yaş tipe dönüşmesi ve bu durumun hasta için görme kaybı ile sonuçlanması mümkündür.

Sarı nokta hastalığının takibinde kullanılan en bilinen yöntem kareli kağıt testleridir. Testin merkezini görememe ya da çizgileri eğri görme durumunda özellikle bir ilerleme fark etmiş olan hastalar mutlaka doktorları ile iletişime geçmelidirler.

Yaş tip sarı nokta hastalığı tedavisinde laser veya anti - VEGF ilaç seçeneklerine baş vurulmaktadır. Çoğunlukla  anti - VEGF ilaç enjeksiyonu tedavisi tercih edilir. Göz içi enjeksiyonlar, görme kaybına yol açan sıvı birikimini gidermek amacı ile yapılır. Enjeksiyondan sonra sıvının yeniden oluşması riski vardır. Sıvı yeniden oluştukça tedaviye devam edilmelidir. Enjeksiyon tedavisinden kaçınıldığı takdirde hastalar önemli bir görme kaybı ile karşı karşıya kalabilirler. Çünkü iğne enjeksiyonlar, hastalığı tamamen iyileştirmek için değil, görme kaybını azaltmak ve geciktirmek amacı ile uygulanır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi retinada oluşan doku hasarının geri dönüşü yoktur. Bu nedenle sarı nokta hastalığı tamamen tedavi edilememekte ancak geciktirilebilmekte ya da önlenebilmektedir.