(0212) 287 01 00

Sarı Nokta Hastalığı

Sarı Nokta Hastalığı "Makula Dejenerasyonu"

Makula, sarı nokta olarakta isimlendirilen okuma ve tanıma gibi keskin görmeyi sağlayan retinanın merkezindeki sorumlu retina tabakasının ortasında çok küçük bir alanı kapsamaktadır. Karşıya baktığımızda kornea ve lens tarafından ışık makulaya odaklanır. Görmemiz merkezde daha keskin kenarlara doğru ise daha zayıftır. Makula dejenerasyonu işte bu sarı noktanın hasar görmesi sonucu ortaya çıkar.

Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı) Nedir ve Kimlerde Görülür?

Makular dejenerasyonun gelişmesinde temel risk faktörü ilerleyen yaştır. Bunun yanı sıra aile öyküsü, cinsiyet (kadınlarda daha fazla), açık renkli göz, hipertansiyon, kalp hastalığı, sigara öyküsü ve UV ışınları da risk faktörleri arasındadır.

Makular dejenerasyon, makulanın hasar görmesi sonucunda meydana geldiği için, makula dışında kalan retina alanları sayesinde çevresel görme korunur. Bu nedenle makular dejenerasyon tam olarak bir körlüğe yol açmaz, ancak yakın görmeyi çeşitli optik yardımcı cihazlar olmadan imkansız hale getirebilir.

Makular dejenerasyonunun en sık görülen şekli, atrofik tiptir bu tipe kuru tip makular dejenerasyon da denir. Bu tipte görme kaybı yıllar içerisinde gelişir. Atrofik bulguların başlangıcından yaklaşık 10 yıl sonra görme 0.1 seviyesine iner.

Makular dejenerasyonunun daha az sıklıkta görülen tipi eksüdatif tip'tir bu tipe yaş tip makular dejenerasyon da denilir. Bu tip daha az görülmekle birlikte görme'de ani bir azalma yapar. Gözün arkasında retinayı besleyen kan damarları ile retina arasında ince bir zar vardır. Bu zarın yırtılması ile birlikte damarlar makulaya doğru ilerleyerek fotoreseptör hücrelerde hasar yapabilirler.

Mavi Işığın Makulaya “Sarı Noktaya” Etkileri

Mavi Işık Nedir?

Günümüzde ultra viyole (UV) ışığın göze ve cilde zararları yaygın şekilde bilinmektedir. Ultra viyole ışık tayfının görülmez ışık tarafında yer alan zararlı ışıktır. UV ışığın dalga boyu yaklaşık 400 nanometre ve daha kısa olup, mutlaka 0 korunma gerektiren bir ışık türüdür. Mavi ışık da ultra viyole’ye çok yakın bir ışıktır. Ancak ultra viyole ışık görülemeyen bir ışık iken, mavi ışık görülebilen ışıktır. Mavi ışığın frekansı UV ye yakın olduğundan yüksek enerji içerir. Mavi ışığın dalga boyu yaklaşık 420 Nanometre civarıdır. 400 nanometre ve 440 nanometre aralığındaki mavi ışığın da ultra viyole ışık gibi insan gözünde retina hasarına neden olduğu düşünülmektedir. Yüksek enerjiye sahip olan mavi ışık yalnızca güneşten değil, enerji tasarruflu ampuller, floresan ve led aydınlatmaları, televizyon ve bilgisayar ekranları, tablet ve akıllı telefonlar gibi elektrikli ve elektronik cihazlardan da yayılır.

Mavi Işığın Zararları

UV ışınları gözün içerisine girer. Aynı şekilde mavi ışık da, gözün içerisine girerek zarar verir. Fazla mavi ışık, katarakt riskini artırır. Daha da önemlisi, gözün arkasındaki retina tabakasındaki makula dediğimiz sarı noktada, gözün en önemli kısmına zarar verebilir. Bu zarar sonucunda, yaşlılığa bağlı makula dejenerasyonu halk arasında bilinen adıyla sarı nokta hastalığının ortaya çıkmasına neden olabilir. 465-495 nanometre arasındaki mavi-turkuaz ışıklar ise yüksek enerjili olmalarına rağmen insan sağlığı için faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu kategorideki ışıklar mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin salgılanmasını arttırır, odaklanmayı ve hafızayı güçlendirir. Gün içinde alınan bu ışık kişinin günlük uyku-uyanıklık döngüsünü destekler. Elektronik cihazların ekranlarından yayılan mavi ışığa fazla maruz kalmak işte bu dengeyi de etkiler ve beyindeki bazı bölgelere ulaşarak, biyolojik saati bozar. Yapılan çalışmalarda mavi ışığın ayrıca kortizol salınımını arttırdığı, obezite ve kronik hastalıklara da sebep olduğu kaydedilmiştir. Mavi ışık göz ile görüldüğü için beyin bu ışıkla zamanın “henüz gece olmadığı” algısını yaratır. Bu nedenle geceleri fazla mavi ışığa maruz kalmak nedeniyle uykuya hazırlayan melatonin hormonunun yeterince salgılanmamasına neden olur. Uyku düzenini doğrudan olumsuz etkileyen mavi ışığın dolaylı olarak kanser, diyabet ve kalp hastalığı olasılığını artırdığı, obezite, kronik hastalıklar ve depresyona da neden olduğu iddia edilmektedir.

Mavi Işığın Zararlı Etkilerinden Korunmak

Hepimiz iş hayatında, her gün bilgisayar ekranı karşısında çalışıyoruz. İş dışında da akıllı telefon-tablet kullanıyoruz ve televizyon izliyoruz. Uzun süre ekran başında çalışıyorsanız, çok televizyon izliyorsanız, sosyal medyayı takip ediyor ve kullanıyorsanız; mavi ışığa da çok maruz kalıyorsunuz demektir. Mavi ışığın zararlı etkilerinden korunmak için mavi ışık filtreli gözlüklerden kullanmak, gözlüğü takan kişiyi mavi ışığın tüm zararlı etkilerinden koruyacaktır. Bu filtreli camlar, mavi ışığın büyük bir kısmını absorbe edecek, çok küçük bir kısmını geçirecektir. Böylece mavi ışığın, adeta UV gibi zararlı olabilecek etkilerinden gözlüğü takan kişiyi koruyacaktır.

Mavi Filtre Camların Koruyucu Oranları

Günümüzde mavi ışığı yayan elekronik cihazların kullanımı çok artmıştır. Bu nedenle blue-cut olarak bilinen mavi ışığı filtreleyen gözlük camları oftalmologlar ve optisyenler tarafından önerilmeye başlanmıştır. Mavi ışığın ne kadar filtrelendiği ise her cam üreticisine göre değişebilir. Başlangıçta bahsettiğimiz gibi UV ışık 0 koruma gerektiren bir ışıktır. Ancak mavi ışığın günlük uyku-uyanma döngümüzü çalıştıran ve bizi zinde hissettiren yararlı kısmını kesmek doğru olmayacağından blue-cut tabir edilen mavi filtreli gözlük camları 0 korumalı olarak üretilmez. Farklı üreticiler farklı oranlarda korumalı camlar üretebilir. %85 koruyan camların yanı sıra sadece koruma yapan camlar da olabilir. Sonuçta her ikisinde de farklı koruyucu oranı ve koruyucu oranına göre farklı özellikler bulunur. Bu durumda hangi orandaki filtrelerin daha uygun olduğu tartışmalıdır. Mavi filtreli camların özellikle elektronik cihazlarla kullanıldığı düşünüldüğünde bu aşırılığı dengelemek için yüksek koruyucu oranlarında olanları daha fazla talep görmektedir. Nedeni de şöyle izah edilebilir; filtre ne kadar fazlaysa koruma da o kadar yüksek olacaktır. Burada önemli ve belirleyici olan, kullanıcının ne istediğidir. Nadir sayıda kullanıcı koruyuculuğu düşük olan camları tercih edebilir. Bir göz hekimi olarak ben ancak bu bilgileri kullanıcılarla paylaşarak bu konuda korunmalarını önerebilirim. Ama şahsen kendim, yararlı mavi ışığı zaten gün ışığından aldığımı bildiğim için; önceliği gözümün korunmasına veririm. Koruyucu oranı yüksek olan, yüksek korumalı mavi camı hem kendimde hem hastalarımda tercih ediyorum, arada mavi ışıktan faydalanmak istersem de gözlüğümü kısa süre çıkarmak yeterli olabilir. Kaldı ki gün ışığını her yönden alabilmekteyiz; korunmayı özellikle aşırı şekilde kullandığımız cihazlara doğrudan bakarak aldığımız aşırı mavi ışığa karşı sağlamak göz sağlığı için uygun olacağını düşünüyorum.

Prof.Dr. Zeki Tunç

Göz Hastalıkları Uzmanı